Salgında Hemşire Olmak
Covid-19, 2019 yılının sonunda Çin’in Hubei bölgesindeki başkenti olan Vuhan’da çıkan bir virüstür. Teşhis edilmesinden kısa bir süre sonra tüm dünyaya yayılan bu virüs, belirtileri ile gribe benzeyen fakat kronik hastalığa sahip kişilerde daha ağır bir tedavi gerektiren bir hastalıktır. Görülmesi üzerinden bir sene geçti fakat hala tam olarak bir tedavi bulunamadı. Bundan dolayı, sağlık çalışanları günden güne artan tempoyla hastalara tedavi süreci sunmaya ve hastaları iyileştirmeye çalışıyorlar. Bu sağlık çalışanlarının önemli bir kısmı da hemşirelerdir. Hemşirelik, birey, aile ve toplum sağlığını korumayı görev edinen ve ideal sağlık düzenine ulaşmayı hedefleyen bir meslektir. Hemşireler, genel olarak optimal sağlık ve yaşam kalitesini korumakla mükelleftir. Hasta bakımı, eğitim ve uygulama kapsamında kendilerini geliştirirler. Hemşireler, sağlık alanında birçok yerde görev alabilirler ve farklı reçete yetkisine sahip birçok uzmanlık alanında pratik yaparlar. Aldıkları eğitimden sonra özel ya da kamuya ait hastanelerde görev yapabilirler.
Zor Çalışma Koşulları
4 yıllık bir lisans eğitiminin ardından mesleklerine başlayan hemşireler, bazı kurumlarda 8 saatlik üç vardiyalı, bazılarında 12 saatlik ve kimi kurumlarda gündüzleri 8 akşamları ise 16 saatlik vardiyalar ile çalışıyorlar. Covid-19 salgınından sonra bu vardiyaların süreleri ve yoğunluğu artış gösterdi. Normal şartlarda tuttukları nöbetlerin yanı sıra, acil ve yoğun bakım ünitesindeki ihtiyaç sebebiyle ekstra nöbetler tutmaya ve mesaiye başlanıldı. Normal hayatlarında, virüsle bağlantısı olmayan sebeplerden ötürü hastaneye gelen hastaların yanı sıra virüs sebebiyle tedaviye gereksinimi duyan hastaların ihtiyaçlarını karşılamaya başladılar. Bu yoğun tempoda çalışırken virüse yakalanmamak için sıkı tedbirler aldılar. Maske, baret ve eldiven kullanımı arttı. Salgının başında bu tür gerekli teçhizatların yetersiz kalmasından dolayı zorluklar yaşandı. Bazı hemşireler, kendi maskelerini kendileri tedarik etti ya da sterilize olmuş başka eşyalar yardımıyla koruma sağladı. Daha sonra alınan tedbirlerin artışı ve artan üretimle birlikte maske ve eldiven gibi malzemelerin ihtiyacı karşılandı. Bulaştan korunmak için kullandıkları bu teçhizatlarına uzun süre ciltlerine temas etmesi sonucu, ciltlerinde kızarıklık oluştu ya da egzama gibi deri sorunları yaşadılar. Tüm bu sıkı tedbirlere rağmen bazı hemşireler, çalışma süreleri boyunca hastaları tedavi ederken temas yoluyla virüs kaptılar. Yüksek çalışan gereksinimi nedeniyle görevlerini devam ettirdiler ya da iyileştikten sonra mesailerine yeniden başladılar. Aynı şekilde, birden fazla kez koronavirüse yakalanmalarına rağmen mesleklerine ara vermediler. Sağlık standartlarını eski formuna getirmek üzere, kendilerine ayırdıkları vakitleri tamamen hayatlarından çıkartmalarıyla birlikte günlük ihtiyaçlarına dahi vakit bulamadıkları zamanlar yaşandı. Hem fiziksel hem de psikolojik olarak yaşadıkları bu günlerde, ideal sağlık düzenine geri dönebilmek için uyku ve beslenme gibi alışkanlıklarını değiştirip yorgun tempoya ayak uydurdular. Vakalarda yaşanan artış ve virüsün mutasyona uğramasıyla birlikte, daha çok efor sarf etmeye başladılar. Bu gereksinimler dahilinde çalışan hemşireler, yoğun bakım ünitelerini ve hastanenin acil bölümünü hayatlarının merkezine koydular. Bu bölümlerde hastaların tedavisinin gereğince yapılması, ilgi ve alakanın özenle sağlanması için büyük bir özveri gösterdiler.
Psikolojik Zorluklar
Pandemi döneminde hemşireler için zorlayıcı olan bir diğer konu ise psikolojik açıdan etkilenmeleridir. İnsanlar yapısı gereği sosyalleşir ve toplumla birlikte birey bilincine ulaşır. Covid-19 pandemisinden sonra, virüsü yaymayı önlemek amacıyla insanların sosyal hayatı duraklatıldı ve kademeli karantinalar uygulandı. Hemşirelerin de salgına yakalanma riskleri yüksek olduğundan toplumdan izole olmaları ve yakınlarından uzak durmaları gerekti. Ayrıca yoğun tempo ve çalışan ihtiyacından dolayı tatil günleri de çalıştılar ve yeteri kadar dinlenmelerine olanak sağlanmadı. Sosyal yaşantıda yaşanan bu olumsuz durum hemşirelerin kendilerini yalnız hissetmesine sebep oldu. Yalnızlık hissi ve yoğun şartlarda görevlerini yerine getirme zorunluluğu psikolojik açıdan tahribata yol açtı. Buna bağlı olarak yaşadıkları stres ve üzüntü, onlar üzerinde olumsuz etkiye sebep oldu. Fiziksel açıdan etkilenirken psikolojik açıdan da güçlü kalma çabaları her iki yönden de yorulmalarına neden oldu. Tüm bunlara rağmen, ideal sağlık standartlarına olan bağlılıkları ve mesleklerinin getirdiği sorumluluk bilinci ile çalışmaya devam ettiler.
Yaşam Tarzında Değişiklikler
Sağlık kalitesini arttırmak için verdikleri bu uğraşla birlikte yaşam tarzları da değişti. Daha fazla sorumluluk sahibi oldular, buna bağlı olarak çalışma saatleri artış gösterdi. Bu olumsuz değişiklik, yetersiz uyku problemine sebep oldu. Gerekli uyku ihtiyaçlarını karşılayamamaları ile birlikte bu kadar yoğun tempoda çalışmaları, baş ağrısı ve odaklanma problemi yaşamalarına neden oldu. Yoğun tempoyla birlikte, kimi zaman öğünlerini atlamak zorunda kaldılar. Yetersiz uyku ve değişen beslenme düzeni, bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkiye sahiptir. Bu nedenle sinir ve stres faktörlerinin ardından fiziksel olarak da hasar aldılar. Hemşireler, yaşadıkları tüm bu sıkıntılara rağmen birey, aile ve toplumun optimal sağlığının devam etmesi ve virüsün etkilerinin sonlanması için kendi yaşantılarından feragat edip yoğun tempoda çalıştılar ve virüsün tehdit edici etkisi ortadan kalkıncaya kadar da çalışmaya devam edecekler.
Bu yolda mücadele veren başta hemşirelerimiz ve doktorlarımız olmak üzere bütün sağlık çalışanlarımıza ve pandemi ile savaşan herkese sonsuz teşekkürlerimizi iletiyoruz. Ayrıca bu yolda hayatını kaybeden insanlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. Hakkınız ödenmez…
SONSUZ
TEŞEKKÜRLER